Türkiye'de İşsizlik Sorunu

Issizlik, tüm dünyada oldugu gibi ülkemizde de önemli bir kronik sorun olarak uzun zamandir gündemimizde yer aliyor. Son yillarda Türkiye’de genel issizlik oraninin artmasinin yani sira nitelikli elemanlarin genel issizlik içindeki orani da hizla yükseliyor. Bunun en temel kaynagi egitim planlamasindaki hatalar olarak karsimiza çikiyor. Yasanan ekonomik krizlerle birlikte çalisma çagina gelmis nüfusun sürekli olarak artmasi, issizlik sorununun boyutlarini her yil daha vahim bir boyuta tasiyor. Bu durumda issizlik, bir ülkedeki istihdam seviyesi ile isgücü arasindaki negatif fark olarak karsimiza çikiyor.


2002 yilindan günümüze devam eden ekonomideki yüksek büyümeye ragmen ne yazik ki büyüme oraninda bir istihdam artisi yaratilamadi. Türkiye, potansiyeli yüksek, genç nüfusu olan, dinamik bir ekonomik yapiya sahip. Ancak meslek liselerinin öneminin yeterince kavranamamasindan dolayi, ülkemizin genç nüfusun dinamik yapisindan yeterince faydalanilamiyor. Bununla beraber egitim konusunda yapilan hatalar ve bazi bölümlere asiri yüklenme olmasi, nitelikli elemanlarin issizlik oranini arttiriyor. Issizlik orani 2001 krizinden sonra önemli bir siçrama yapmis ve oran yüzde 10 civarlarinda kroniklesti. Aslinda yüzde 10’luk bu oran sadece kayitli issizlik rakamlarini içeriyor. Tarim sektöründeki issizlik de dikkate alindigi takdirde sorunun çok ciddi boyutlarda oldugu biliniyor.


Türkiye’de çalisabilir nüfusun 27 milyon 707 bini çalismaya hazir degil. Veya çalisma hayati disinda kaliyor. 1 milyon 975 bini is bulma ümidini kaybettigi için veya baska nedenlerle çalisabilecegi halde is aramiyor. Tamamina yakini kadin 11 milyon 673 bin kisi ev isi ile mesgul. 3 milyon 961 bin emekli hiçbir is yapmiyor. 15 yas üstü egitime devam ettikleri için çalismayanlar 4 milyon 757 bin kisi. Çalisamaz halde olan 3 milyon 647 bin kisi var.


Ortalama her yil is piyasasina çikanlar (is bulduklarinda çalismaya hazir olanlar) 306 bin kisi. Bir yilda is piyasasina çikan 306 binin 152 binine is imkâni yaratilabiliyor ama 154 bini issizler ordusuna ekleniyor. Egitim durumu kolay is bulma sansi veremiyor. Genel issizlik orani yüzde 9.9 iken, yüksek ögretim görenlerin issizlik orani yüzde 10.5, mesleki teknik egitim görenlerin yüzde 10.7, lise mezunlarinin yüzde 12.4 oraninda.


Issizlik sadece ekonomik bir sorun olmanin ötesinde, toplumsal ve kisisel yönleri de olan bir olgu. Çünkü çalisma istem ve gücünde olan insanlarin issiz kalmalari onlarin degil, yerlesik ekonomik organizasyonun kusuru olarak karsimiza çikiyor. Issizligin yarattigi en önemli problem, sadece kaybettigimiz ekonomik güç degildir. Issizlikten dogan iki önemli sorun vardir: Ilk olarak issizlik, issiz kalan insanlarin yararsiz, istenmeyen kisi oldugu duygusuna kapilmalaridir. Ikinci olarak, insanlarin yasamina korkuyu getirir ve bu korkudan da nefret duygulari dogar.


Devlet, öncelikle kolay isten çikarmalara yol açan gelismeleri frenleyici, issizlere yeni is imkânlari yaratacak gelismeleri destekleyici politikalari belirlemek ve uygulamaya koymak zorundadir. Bu yetmez. Isini kaybedenleri ve issiz kalanlari aç ve açikta birakmayacak sosyal politikalara ihtiyaç var.